solan.

gitmeseydim bunlar gene olur muydu? bazı şehirler tanıdım çünkü. önce anlamadım insanları. sonra da ne yaparsam yapayım anlayamayacağımı anladım. daha kendimi bile anlamazken. azınlıkla güldüm, eğlendim. çoğunlukla gülüyor, eğleniyor gibi yaptım. kısmen de astım suratımı, oturdum aşağı. işte o zaman da fark ettim ki kimsenin umurunda değil. ondan sonra kadim dostlarıma kesin dönüşler yaptım: kitaplarıma. kitaplar okudum. kendimi aradım içlerinde. onlar benim kendime bile söyleyemediklerimi bana tokat atar gibi söylediler. ben de sustum o zaman. sanki benden başka birisi daha bilse bütün büyü bozulur demiş gibi. sustum. artık içimden gelerek konuştuğum nadirdi. okudukça kafamın içindeki dünya büyüdü, dışarıdaki küçüldü.  okudukça insanlardan sıkılmaya başladım. her yerdelerdi. hiçbirisi benim gibi değildi. meğersem hiçbir zaman hiçbirisi benim gibi değilmiş. yeni anladım. anlamaya başladım. kaçmaya devam ettim. kaçışımın da en nihayetinde bir kaçıştan çok arayış olduğunu fark ettim sonra. kendimi ikna etmem uzun zamanımı aldı. direndim çünkü önce. bugüne kadar gelişinin azımsanmayacak bir kısmını inadına borçlu birisi olarak direndim, direndim. baktım olacak gibi değil, tamam dedim; kaçmıyorum, arıyorum. bu sefer yolculuk daha çetrefilli bir hal aldı. ne aradığımı bilmiyordum. içimdeki ses biliyordu, duymak istemedim. bir insanın iç sesi hep mi duymak istemediklerini söyler? dinlemedim önce. hala dinlemiyorum. bir boşluktayım. boşluğun içinde bir salıncağa oturmuş sallanıyorum. ara sıra tutabileceğim eller belirir gibi oluyor. elimi uzatamıyorum. boşluğun ortasında, bir salıncağa oturmuş, bir ileri bir geri sallanıyorum. zaman geçiyor. yine iyiyim dediğim bir sabahın gecesindeyim. tüm ışıklar kapandı. ben yine o yıkımın orta yerindeyim. yaşam geçip gitti, hiç yaşamamışım gibi. kabullenişler yordu, ümitsizlikler yordu. ben sadece sevgi büyütmeyi iyi bildim. uykumu sallandırırken darağacında ve başrolde bir tüfek, sekerek bir yenilgiden diğerine zafer zannedilen üstelik uzaklarda yaşlanırken. yarım kalmışlıkla tamamlanıyor hiçlikte. bir yerden başka bir yere acelesiz giderken sırası gelen susuyor. konuşmak unutulan da bir şey. hepimiz müthiş birer yoluz. koşmak, kalabalıklardan adımlarını saklamak. ne kalacaksa yaşadığım bunca çıldırmaktan geriye, vaktinde gelmeyen her şey kadar haindir. ben. karşılıksız mektup yazmada üstüme kimseyi tanımayan ben. şimdi nereye koysam bu soluksuz gövdemi? üşümüş ellerimi nereye? ah ben. anlatsam, yarısında izin alıp gideceğiniz bir hikayedir burası. burası, kursağımda, benimle kendim arasında geçen bir mesele. avluda baş gardiyanın gölgesi. insanı yağmalayan yağmur. sevginin bütün renkleri o giz dolu aynalarda soldu, gitti. iyi ki doğdum.





















Yorumlar

Popüler Yayınlar