su.
beklemek, unutmak için sebepler biriktirmektir demişti biri.
neden yanlış çıkıyor bendeki soruların o bütün cevapları? niçin rüzgarlı
sonbahar akşamlarında, sessizce yan yana yürüyerek ruhlarımızın konuştuğunu
dinleyemiyoruz? canımı acıtan çabasızlığınız. dümdüz durmanız. olan ve olacak
şeylerin bir ucundan tutmamanız. kendime nasıl bir ücra yer bulduysam, sanki
dünyanın bütün yolları kalbimin etrafından dolaşıp gidiyor. ister istemez derin
bir dalgınlığın perdesinden dinliyoruz birbirimizi. sevmek birbirine bakmak
değil, birlikte aynı yöne bakmak. insan kendine uğrayamadığından, hayatın
koyduğu yerde duramayışından, hatanın dönüşsüz oluşundan vurulur. insan kanatlarından
ayrılır bir gün. bütünlüğünü yitirdiği, dönüp dönüp soğuk duvarlara düşürdüğü
omuzlarından vurulur. hayatımızın hiç düşünmeden feda edebileceğimiz seneleri o
kadar çok mu? ben giderken en çok seni götürdüm. tek başımayım, bundan şikayet
edecek değilim, kendimle baş başayım. kendimle hiç baş başa kalmayabilirdim,
işte o zaman sonsuzlukta kaybolmuş olurdum. onun evi sessiz. karanlık. eşyaları gittiği gece bıraktığı gibi bakımsızlıkları içinde duruyor. daha da çok toz yığılmış üstlerine. bu yokuşu inmiş olmalı. soğuk kış aylarında yokuşu çıkarken, evini bıraktığın gibi düşünmek. bıraktım. bıraktım. hepsini, kendi ve benim dünyamı anlamaları için bıraktım. hiçbiri kendi dünyalarını anlayamadı. ve bana ölümsüzlüklerin sonsuz acıları kaldı. bu kadar duyguyu nasıl taşıyacaktım? beni yaşamcıl kılmakla en büyük ölümlerin en derin acılarını bana vermemiş mi bu insan olma çabası? bir kişiyi özlersiniz ve bütün
dünya ıssızlaşır. durdurmam imkan dahilinde değil kalbimi ve sen varsın bir
zaaf olarak. seni sevmek bir suya götürdü beni, bir suya gittim, dönemiyorum.
Yorumlar
Yorum Gönder