gönül.

masa başındayım. bu kentin en güzel özelliği her sabah yeni bir mevsimin insanı karşılaması. bir gün, sokakları saran güneş ve sıcaklık, ertesi sabah yerini hemen serin bir havaya bırakıveriyor. ve sevdiğim gri gökyüzü, canlı yeşili üzerine oturuyor ağaçların. elimde bir fotoğraf kesiği. bir elin duruşunu çok iyi biliyorum. titreyen, nereye koyacağını bilemediği, terleyen eli. gözlerindeki bakış canlı mı, ya da yaklaştığı ölümün izlerini mi taşıyor? yaşamımız geçen yılların anıları olmadı. her gün, her an yeni bir yaşam oldu. yalnız benim bırakacağım yaşantılarla bitmeyecek, tüm duygu, ilişkiler, sıcaklıklar, acılar ve dış dünyanın olaylarıyla kaynaşıp sürecek. zaman zaman kendimi bağdaştırdığım dış dünya ile giderek zayıflıyor bağlantılarım. yazı yazmak isteğinin dış dünyaya karşı bir tür savunma olduğunu daha iyi anlıyorum. yaşamın kendisinin yazı yazmaktan çok daha gerçek, çok daha derin olduğunu da biliyorum. sözcüklerle yaşamın derinliğini vermeye hiç olanak yok. sözcüklerde rüzgarlar ne kadar esebilir? sözcüklerden nasıl bir güneş doğabilir? sözcükler açık bir pencere önüne büyük yağmur taneleri olarak yağıp, bir insanı derin uykusundan uyandırıp mutlu kılabilir mi? sözcüklerde yağmur ıslaklığı var mı? sözcükler insanın yanında yatan diğer bir insanın yürek çarpışlarını duyurabilir mi? yaşamaya belki de her şeyin bittiği bir yerde başladım. yanımdaki bir tene değip, yürek atışlarını duyabildiğimde, yaşamın gücünü algılıyorum. soluklar, yürek atışları, duygular gidiyor. şimdi odamda karaindrou dinliyorum, aynı anda gazete kesiklerindeki onun beyaz gömlekli fotoğrafına bakıyorum. kendimi ayrılışların acılarına çoktan alıştırdım. başlayan her ilişki güzelliklerin yanı sıra arayışların da acılarını tattırdı bana. içine daldığım en büyük mutluluklar her zaman acılarla, her yaşam da biraz olsun ölümle bezenmişti. yaşamak, bu güç olguyu benimsemek için. kelimeleri hizalamaya çalışıyorum ama sanırım büyüsüne fazla kapılıyorum. aşmaya çalışırken o sahnede başrol olmak. sesinde söyleyemediğim sözcükler var. ilk bakış her zaman korkutucu olanın aynasıydı. kalabalık gruplardan sıyrılman için bir bakışın hayalini kuruyorum. bi cam kenarında ayaküstü sohbetleri değil uzun soluklu zamanları özlüyorum. gözlerim yolda, gönlüm tenhada kaldı ey sevgili.

























Yorumlar

Popüler Yayınlar