kaçsam bırakıp.
özlem. yaşayarak öğrenmekten başka yolum olmasaydı aramızda
gitgide büyüyen bu soğuk mesafenin acısını sana anlatmak isterdim. sözcüklerle çevrili
bahçemde görünsen de bir dağ var aramızda, yükseldikçe kalınlaşan. birbirimize ulaşmaya
başka çare bırakmayan. sana söylenmemiş kelimelerle gelmek benim için
alışılmamış telaşe. dikiş tutturamadığımız yolların korunaksızlığında
savruluyorum. sevgi mi gönlümüzde ağırlaştıkça taşlaşan bu kalabalık gürültü mü
bizi birbirimizden alıkoyan. şakaklarımda dolaşan ağrı gittikçe keskinleşiyor
ve ben seni sevmeyi bırakamıyorum. söylenmiş cümleleri tekrarladıkça zihin
koridorlarım genişliyor, ezberlenmiş tüm bu sıradan harf dizesi terk etmedi,
etmiyor bedenimi. kabaran deniz uğultusu dinmiyor. sana kağıttan kentler yapmak
içimde olanca biriken hasretim. ellerinin pembe yorgunluğundan çekip çıkarmak
yabancı tüm hasletleri, içinde yer edinen tüm katı yalnızlıkları kendi
sıcağımda ısıtmak. göğüsleyemediğimiz korkulara kendimi bırakmak. tüm bu
bekleyişleri dayanılmaz hale getiren sessizliğin büyüsü bozulsun istiyorum. sızı
biriktiğinde var gücüyle, biliyorum sana giden yollar kapalı. adımımı bellediğim
her bir sokakta, yürümenin en ücra köşelerinde bana hatırlattıklarınla yaşamıma
pay biçiyorum, gönül dehlizlerimizde saklı kalan her duyguyu sahipleniyorum
kaldırımı ruhumu teslim alan yollarda. ben yine sana yangınlı şiirlerin
kıyısından yazıyorum. ben sadece yazıyorum. yazmak benim için bu huzursuzluğun
içten kaygısında en çıkar yol. yokluğun diyorum, yokluğun ıssız mezar taşlarına
yazılmış avutulmaz düşler gözlerimi çevreleyen. sana bilinmezlikten yazıyorum. içim
soğuyor. aynalar ait olmadığım kişiye bakarken yansımış gölgenle kavruluyorum. ses
ver dinmeyen bu kalabalığın gürültüsünden, sesinin kıpırtıları karışsın tenimin
en koyu gölgelerine. içimizde olanlarla aramıza mesafe koyamayız.
Yorumlar
Yorum Gönder