veda.

yürümezsen acı üzerinde birikir derler. kalp de yürümez, yola koyulmazsa taşlaşır. kalbin kendine acı veren bir duygunun aksi istikametine doğru hareket etmeye ve kendine iyi gelecek bir rota bulmaya çalışması acıdan kaçmak değil, onunla baş etmenin bir yolunu bulma çabasıdır. çünkü ilişkilerimiz tesadüfen başlamaz. yaralarımızın, travmalarımızın ve ihtiyaçlarımızın yaydığı titreşim sahici başlangıçlar yapabilmemizin en sade halidir. titreşimlerimiz değişmedikçe farklı bedenlerde aynı döngüleri yaşamaya devam ederiz. büyümek, dönüşmek, kendini korumak, kalabalıkta kaybolmak, üstesinden gelmek, umudu kaybetmek, korkmak bu işte. hayatta kalmak, yaşamak bu işte. bunlara eşlik eden telaşın sol yanında kıvrandıkça inancımı devşirebileceğim yeni sebepler arıyorum. gelir bir dalgın cambaz. geç saatlerin denizinden. üfler lambayı, uzanır ağladığım yanıma. sayıklar bir dilde bilmediğim. göğsünde ağır bir kelebek. içinde kırık çekmeceler. geçer sokaktan bakışsız bir kedi kara. gerçek olan şu ki aracılığın olmadan nasıl kendime erişemiyorsam, sen de kendini bulmak, kendini tanımak için benden beslenmelisin. tüm bu bütünlük içinde ait olduğumuz yeri düşünüyorum, kendimizi. yokluklarını birbirine destek yaparak, iki yokluğu birbiriyle payandalayarak ayakta durmaya çabalayan iki insan. acı, tamamıyla öteki olanın kendisini ilan ettiği aralık.  kalabalık toplanıyor büyük meydanlara, aşka veda. insanlar geçiyor yollardan, inanca veda. şehir kapanıyor içine, toprağa veda. 






























Yorumlar

Popüler Yayınlar