büsbütün.
gün ışığı güzellemesinde çözülen bağlarımla toprağa
karışıyorum. güzel nihayetlere erdirilecek sonlar için yazıyorum. kıpırtı ve
hissizlik iç içe. en mükemmel kurguyu inşa edebilmek için her gün yollara
düşüyoruz. kendimizden her defasında birer parça olarak dağıttıklarımız eksildikçe
eskimeyen güzellikler. insanlar, dostluklar, bir tebessümle aşina olduğumuz
yüzler, hayatın karmaşasında göz göze yüreğe duran her sıcaklık varlığımıza
dair ışıltı. dingin bir ruhla daldığımız düşünme hayali hakikatlerin en hisli
farkındalığı olsa gerek. zaman bir çocukmuş deniz kenarında deniz kabuklarıyla
oynayan. şüphe uyandırıcı ağrı. öğrenmek için inat edişim, bilmek isteyişim. sonra
da karanlık. etrafımı saran sessizlik. sessizlik. her şey bizi, kış gelmeden
önce teknelerin gölgeleri üzerine vuran uykudaki güneşin aniden açmasını
sağlayarak, aşıkları dışarı uğratan riyakar baharın verdiği sözlere inanmaya
itiyor. kış gelmeden önceki her şeye inanmaya itiyor. tek üzüntüm, acaba tek
mi? o hiçbir şeye son vermek zorunda değil. her şey ana hatları içinde kalmalı.
kelimeler itinayla seçilmeli. minik sürgün kuş. ve de mutsuz. yabancı topraklar
mutludur varlığından. ama ben güçten düştüm senin yüzünden. minik çiçeğini sana
uzatayım derken. sana elma gönderiyorum, çürüyor. sana ayva gönderiyorum,
kararıyor. salkım salkım beyaz üzüm yollara saçılmış. birinin içinde gözyaşlarımı
yollamıştım sana. bir şair ne yapabilir? ihtilal şarkıları söyler özgürlüğün
kayıp yüzüne, ölümleri haykırarak seslenir ona. gülümsediğini görüyorum ama
üzgünsün. iki kitap arasında, seni çalmaya çalışıyorum. hayatın yakınlarımızda
geçiyor. benim yakınımda ama asla bizimle değil. biliyorum bir gün gideceksin. gözlerinde
uzak rüzgarlar esiyor. ama bu günü bana ver sanki son günmüş gibi. sanki son
günmüş gibi. uzak, derindir. bir odanın gölgesine sığınmışsın gecenin sesleriyle
yağmalanmış. kapalı gözlerle bakıyorum sana. mühürlenmiş kulaklarla dinliyorum
seni. ağzım kapalı yalvarıyorum sana. insan neden bilmez nasıl seveceğini? insan
yeni biçimler arar, yeni ifade biçimleri. ve bulamazsa, hiç olmaması daha iyidir.
çiy tanesinin titreyişi, suya vuran son yıldız, parlak bir güneşi müjdeledi. bir
tek bulut, en ufak bir sis perdesi yoktu uçsuz bucaksız gökyüzünde. meltemin soluğu
yüzümü okşuyordu hafifçe. hayat narindir. yarın ne kadar sürecek? sonsuzluk ve
bir gün kadar.
Yorumlar
Yorum Gönder