yanılgı.
ona bir çiçek verin, o çiçeği sonsuza dek saklardı. sadece aktarmakla
yetinen bir icracının huzursuzluğunu taşıyorum. sessizliğin bir kabahat
olabilmesi korkunç. hiçbir şeyle mukayese edilemeyecek muhtemel ızdırabı olduğu
yerde taşıdım. acı bir hüzün kalbime hücum ediyor. elimde olsa avaz avaz
bağıracağım lüzumsuz gürültüden sıyrılıp kendi affıma sığınıyorum. dünyada bulunmanın
bahaneleri, dünyada bulunmanın halleri. düşünüyorum, burada bu dingin bahçede,
bu sessiz odalarda. sana gelmek için ağrımı uyandırmaya çalıştım, olmadı. çok zamandır
beni bilmiyor. sessiz ayaklarım, sessiz konuşmalarım, sessizlikten neredeyse
unuttuğum nefeslerim, iç çekişlerim. ellerim, çiçekler, bahçe. ölü bir gövdeyle
öç almak istediğim insanlar var. karşı çıkmak istediğim evler, koltuklar,
pencereler, müzikler var. bu dünya kimin dünyası? göz ve ruhlarımız birbirine değsin.
durup durup sana sesleniyorum. özlem geçmişin geçmemiş ve geçmeyecek isteği. şimdi
ve burada olmanın kederine karşı çıkmadım. içimde yeryüzü konuştukça anlıyorum
ki bölünmüş bir hatırayım dünyaya dağılan. bir denizdir saklı olan. ne zaman
güç bulacağım saklamaya kendimi? çok kandil kırılmış. herkes çıkarmış
kalbindeki cevheri. ağacın güzelliğindeki manadan alacağım var. kalbimin derinlerinde
hiçbir kıpırtı yok. bu olağan kıpırtısızlık hissi öfkeyle karşı koyunca can
sıkıntısına çare arıyor, dargın değilim. eteklerimdeki tepeleri fark eden bir
yabancıyı kendi ruhunun uçurumlarında tuttum. göğsümdeki demiri bir çırpıda
söküp aldı. hatıralarla yüklü günahları bana sevginin gölgesinde övgülerle bıraktı.
uzak ve kirli sesler var aramızda, suç bu. olan biteni seyretmekteyiz. bir yanılgı mıydı
seni görmem? keşke size sığınak olabilseydim. bütün dallarımı kesmişler. beklerken
bir karanfil kıpkırmızı açıvermiş belli etmeden. orada öylece durup kırık bir
bulut taklidi yapıyorsun. kırdığın aynada çoğalacak suretin. hiçbir zaman çiçek
açmayacağı belli olan bir bitki gibi.
Yorumlar
Yorum Gönder