17.
bir an için gördüğün ve bir daha hiç göremeyeceğin bir yüz
neden dünyayı daha hüzünlü bir yer yapar? bu hurdalık devamlı gelecek hakkında
rüyalar görmekte. yerin yarısı artık olmayan şeylerle dolu, diğer yarısı da
henüz gerçekleşmemiş şeylerle. ya şimdiki an? o dışarıda beklemekte. şimdiki an
bir geçitten ibaret. anlık bir geçit. ölüm orada ise yaşam bu arada. sabit bir
yörüngede daireler çiziyorum ve sadece sallanıyorum. ne güzel bir yüzü unutmak
ve hatırlamak. nasıl oluyor da bir camın saydamlığı bizi hayattan bu kadar
ayırabiliyor? bir pencere, ayrıksı bir pencere hapishane duvarından baktığım
pencere. toz duman içinde bir savaş alanı bulduğum yer kendimi. yığın yığın,
kat kat mermer, beton ve heykel, insan yok fakat. ben nerede bir çift göz gördümse
tuttum onu güzelce sana tamamladım sen binlerce yaşayasın diye. açlıklardı,
kavgalardı gördüğüm, büsbütün kötülükle bezenmiş resim bu. yazamamanın
imkansızlığı sarsın bedenimi. çünkü çaresizlik yazmakla dindirilmeyecek öfke. yolunu
şaşırıp saçak altına sığınmış göçmen telaşı benimkisi. nedeni ve süresi ne
olursa olsun sergileyen ve yokluğu bırakılmışlık her türlü dil oluntusu. kim bana
söyleyecek varoluşun ortasında tüm benliğimin nasıl kendini koruduğunu ve hangi
şeyin beni durağan, yaşam dolu ve düşünceyle yüklü olarak yokluğun bir ucundan
diğerine götürdüğünü? çalacağım bütün kapılarını kentin ve bağıracağım avazım
çıktığınca, ben yabancıyım. çekemezsin bir yere sineden başka. biliyorum günler
hep böyle geçecek. yalnızlık sade şurda burda değil, dilekte, düşüncede,
hatırada. dağılma ve yok olma halinde bir kütleyim. sanki hep böyleymişim ve
hep böyle kalacakmışım gibi. anımsıyorum yüreğim sıkışarak bende bildiğin o
kaderle. içe dönmek ve orada saatlerce kimseye rastlamamak, insan buna
erişebilmeli. insan buna alışabilmeli. yüreklendirmek için utanç lambamı, bütün
yıldızlarını yakar engin gece. susma da bir seslenmedir. çocukluk, bütün
tuttuğu ellerin, gidip geldiği yolların, tabi olduklarının peşinde ilk
görmenin, belki tek görmenin, ışıkların ve gölgelerin farkına varmadan en
çıplak, parlak ve göz alıcı hallerin dönüp durması sonrasında, hep lekeli,
paslı ve küflü bulunan bir yermiş.
Yorumlar
Yorum Gönder