temaşa.
ayna. asla kendime değil, sen beni nasıl görüyorsun diye baktığım yer. birbiri ardınca çehrenin çarpıştığı düz ovada kaybetmek kendini. ardında bırakma sükutu gönlümün dehlizlerinde yer yer dağdağası dinmeyen ıssızlık. bir özlemden bahsetmiyorum. tüm yıpranmışlıklara inat tercihler göğüsleyemediğimiz binbir ağırlık. insan gölgesinde dinlenemediği bir ağacı aydınlık bir rüzgarın ferahlığında unutabilir mi? buruk bir tebessümü yorgunluklarımda dinlendiriyorum. kelimeler karmakarışık hayal dünyamda benimle yüzleşme korkusunda unuttu kendini. ait olunamayan mekanlarda yön ararcasına bunca debdebe tüm dinginliğiyle duygularımı ele geçiren. maviliğinde salınan bir gökyüzünde ardından koşuşturduğum uçurtmaların hüznü sarsın beni. üzülmek çocukça heveslerimi kamçılasın yalnızca. gün geçtikçe üzerimde biriken kırgınlığı dizginleyebilmek kadar uğraş verici her şey. tutunmaya çalıştıkça bir rüzgarın savruluşuna şahit ellerim. ellerim boşluğu avuçlarında saklı tutan. karanlık bir yazının tam ortasında arayışlarım kendimden eksildikçe eskiyenler. kaygı nedir? ertesi gündür. yollar hep eğridir, bu yüzden sendeleyip durur doğru dürüst yürüyen kişi. o, düzdür, yönü bellidir, belirsiz, sallantılı olan yoldur. zaten hep, kırık dökük, paramparça ilişkiler bırakıp ardında, böylesine yıkıcı, yırtıcı bir yolda yürümüyor mu yaşam? akıp gider gizlice ve aldatır kanatlı zaman ve hiçbir şey daha hızlı değildir yıllardan.
Yorumlar
Yorum Gönder