öncesi yok.
bana kitaplardan bahset. dostluğumuzun yankısında seni arıyorum. göğümde habersizce kıskıvrak beni yakalayan rüzgar sana dair sözcükleri ruhumun en kuytu köşelerinde aramakla yorgun. özlemi ansızın, zamansız bir vahaya sığdırmak tanımlarcasına kendimi. dostluk, senden bir parça aramak sanata dair. plansız mekanların en uçarı anlarında sanatla donatmak ruhumu. bir kitap kahramanı kendini arıyor loş bir koridorda. çürük tahta pencerelerden sızan güneş ışığı yetmeyen, gözlerindeki ben. sen bir kadına tutuldun. ben kitap okumanın en ince nüvelerinde tanımlamaya çalışırken kendimi. arayışımı kabullenmek hiç bu kadar zor olmamıştı. sıradan bir yaşamın en sıradan sohbetini yaşama dair yaşanılacak bir anıya dönüştürmek benim en sıradan ve zorlu uğraşım oldu, öncesi yok. basite indirgenmiş her bir duygunun özleminde ruhsuz bir bekleyişe adarken kendimi, karanlık bir iskandinav masalından farksızca kendini hatırlatmada ustalaşan insanlar. her şeye rağmen umudu sığdırmakta geri durmazcasına yol alma çabalarında kendimden bir parça eksildikçe ben, bana dair sen. gri yağışlı günleri gene lodos fırtınaları izledi. güçlü esinti beyaz dalgalar halinde kabarırcasına ulaşmaya çalıştı. günaşırı kentin uzak semtinde yalınayak kendimi aradım. sokağa çıktığımda kendimi yaşamın, çağın, kentin, insanların, her şeyin çok dışında bulmam beni ulaşılmaz biri yapar mı? yürümek, gördükçe aşinalığın ruhumda kabardığı her bir nesnenin gölgesi gidermeye çalıştığım uçurumlar topraktan. kafamda zamansız beliren öyküler, aranması gereken insanlar. kendimin peşine düşmeden nereye gidebilirim?
Yorumlar
Yorum Gönder