çiçek.

 bizi daima tercihlerle çepeçevre saran hayata neresinden tutunsak? çıkmazlarla baş başa kalmışlığın yıkıntısında direnme adı verilen duyguyu hangi köşemize sığdırsak? ben daima burada kendimle içinden çıkılmazcasına çıkmazlara sürüklenen bu çelişkiye inat, olanca kaygımla yüklenemediğim hayatımı hangi sokaklarda arasam yapayalnız. bir çekirdekten filizlenircesine var olan yeni bir başlangıca benzetemediğim harabe yaşamı soluk soluğa sana anlatmakta acizim. sevdiğin birini doyasıya ağlarken görmenin verdiği acıyı hangi hüzünlü kaldırımlara yaslanarak aşsam? biriktikçe çoğalan ama asla üst üste gelmeyen sayısız gözyaşının verdiği bir hüzünde kaybettim duygularımı. duygu? karmakarışık suretlere bürünerek belirgin bir çizgide kalmaksızın yaşamı çepeçevre kuşatan bu kaskatı tedirginliği hayatıma uydurmaktan yoruldum. arzularımız doğrultusunda yönlere evrilemeyen bu kuşku dolu ıssızlıklar her bir nefesimde adeta boğazımda düğümleniyor. sonra gözlerim doluyor. tutuyorum kendimi, tutuyorum sızlanmalarımı. sığdırma uğraşında tutuyorum tutunma çabalarımı. kendine bir yol bulamayan hissiz gözyaşım ait olamadığı bir yüzde zikzaklar çiziyor. yerini yadırgayan ben. gözyaşı. anne. tüm hayatımızı birlikte geçirdikten sonra hep bir yol ayrımında birbirimize rastlayacağımız duygusunu bir uçurum kenarında kaybetmek isterdim. aklıma gelseydi sana daha sıkı sarılır yolumuza çıkan engellerin bizi ayırmasına izin vermezdim. ne kadar yüksek sesle çağırırsan çağır, karanlıktan sıyrılıp hiç gelmeyen birini sevmek gibi. var olmak denilen o umutsuz düş. olur gibi görünmek değil, var olmak. ele geçirilmek, eksiltilmek hatta belki de yok edilmek. bu kadar karmaşık bir şekilde konuştuğum için beni affet ama bunlar aniden vurdu beni. gönlünde taş olduğunu bilseydim çiçeklerle gelmezdim.

Yorumlar

Popüler Yayınlar