namütenahi
temiz duygularla size sunulmuş bir kupayı daha ilk yudumda son damlasına kadar bitirdiniz. ama gerçek bir duygu bölünemez ki: ya tam olmalıdır, ya da hiç olmamalıdır. mevcut düzen dahilinde sınırlarını dizginleyemediğimiz duyguları zihinlere sığdırma çabası eksilmişliğin günbegün koridorlarında yankılanan tereddütlü bir bakış. ait olmadığınız pencere kenarına saksı saksı çiçek koymaktan yorulmaz mı insan? ansızın beliren ve imkansız gibi görünen kuşku yaratan bu düşünce zihnimi kemirdikçe bölündüğümü hissediyorum. onsuz yaşamayı düşünemediğin bir şeye nasıl veda edersin? hoşça kal demedim. sadece ürkek adımlarla gecenin sonunda yarım kalmışlıklara meydan okurcasına ait olmadığım bir kaldırımda karşıya geçebilmek için uzun yolu seçtim. kıvılcımlar sıçradı yüzüme, ateşten geçerek varılırmış güzele anladım, içime çektim, içini gördüm. akıp da hiçbir yere ulaşamamak olası mı? ben bu tenhalığın yakıcı güneşinde bir fotoğrafımızı çektim, kucaklaşmanın ortasında. yaşlı ve yalnız olduğumda, bir zamanlar gerçekten güzel bir şeye sahip olduğumu hatırlayacağım. gecekondu sokaklarında gezdirdiğim umudun en yitik tebessümünü bir çöl dinginliğinde sana ulaştıracağım. sana ulaşmak ki en erişilmez yolları dizginleyen yalpalamış inançlarımın gürültüsü. göz göze gelircesine içimde aşılmaz dağlar kuran vüsatımca arşa yayılan bir yasemin kokusunun en nadide hali. el değmemiş namütenahi bir güzelliğin kıyısında buldum seni. köklerinden yeşerircesine içime dökülen bakışlarını sığdırdığım gönlümün dehlizlerinde kayboldum. seni bulamamaktan neden korkayım? seni arayıp da bulmaktan beni bu denli alıkoyan ne? size yakın olan insanları incitiyorsanız bu da büyük bir günahtır.
Yorumlar
Yorum Gönder