neydik biz?
sahip olduklarımıza tutunamayışımız değil midir tüm mesele? belki de aidiyetini içkinlikle konumlandırdığımız bir nesneye sahip olmak yalnızca bir varsayımdan ibaret. varlığının tescili yaşamımız boyunca bir galaksideki yıldızların birbirlerine uzaklığı kadar mesafatlar huzmesi. tüm bu noktaları birleştirebilmek en az bize ait kopmuş parçayı bulabilmek kadar güç. yaşam koridorlarımızda bunca insan kalabalığında nefeslerin birbirine değmeyişi kadar yakın, sözcüklerin birbirine asılı kalamayacağı kadar uzak. neydik biz? bunca mesuliyet arasında kendine sürüklenen bir hiç. anlamlandıramayarak gözlerimizi açtığımız her bir sabahın ertesinde güçlükle doğrulabilen bir beden. yitirdiğini bulma uğraşında yalpalayarak bir uçurumda tutunma çabası tüm bu olağan. derin bir nefesi göğüsleyebilecek kadar cesaretsiz oluşumuz mu bizi kendinden yoksun bırakan? inanç, güç, umut. benliğimizde aşılması zor çukurlar açan, yapbozun her bir parçasını manadan yoksunlukla ittirilen bir yaşama iteleyen bunca sorgulama taşıyamadığımız bu arsız yük . arayış. nehir boyunca rüzgarın sürüklediği ete kemiğe bürünen yaşam. asırlık bir köprü başında tüm cesaretsizliklerimin başında nöbet tutan ,içten içe ben.
Yorumlar
Yorum Gönder